Güneyyurt; tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, köklü geçmişi ve zengin kültürel mirası ile öne çıkan önemli bir yerleşim yeridir. Antik dönem kaynaklarında Gargara adıyla anılan beldemiz, zaman içerisinde idari, sosyal ve kültürel açıdan gelişerek günümüzdeki kimliğine kavuşmuştur.
Güneyyurt’un tarihçesi; yerleşim adının kökeni, ilk çağlardan itibaren bölgedeki yaşam izleri, Roma ve Bizans dönemleri, Türk-İslam hâkimiyeti, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet dönemi idari yapıları ile birlikte ele alınmaktadır.
Güneyyurt’un Tarihçesi
Güneyyurt’un bilinen en eski adı Gargaradır. Bölge, Antik Çağ’dan itibaren stratejik konumu ve doğal yapısı nedeniyle yerleşime elverişli bir alan olmuştur. Yapılan araştırmalar ve mevcut kalıntılar, yerleşim geçmişinin Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzandığını göstermektedir.
Roma ve Bizans dönemlerinde bölgede dini ve sivil yapıların inşa edildiği, kaya mezarları, yerleşim izleri ve çeşitli mimari kalıntılarla anlaşılmaktadır. Bu dönemlerde Güneyyurt ve çevresi, ticaret ve geçiş yolları üzerinde bulunması sebebiyle önem kazanmıştır.
Türklerin Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte bölge Türk-İslam kültürüyle tanışmış, Selçuklu ve devamında Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde idari yapı içerisinde köy ve nahiye statüsünde yer alan Güneyyurt, sosyal ve ekonomik yaşamını tarım ve hayvancılık üzerine şekillendirmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra idari düzenlemelerle birlikte gelişimini sürdüren Güneyyurt, ilerleyen yıllarda belde statüsü kazanmış ve belediye teşkilatı kurulmuştur. Günümüzde Güneyyurt, tarihî dokusunu koruyan, kültürel değerlerine sahip çıkan ve modern belediyecilik anlayışıyla hizmet sunan bir yerleşim yeridir.